abdurrahmangaziio.sitemynet.com
meblogo_2.jpg

Anasayfa
Okulumuz
Kadromuz
Etkinliklerimiz
Atatürk
Ermeni Mezalimi
İletişim

Atatürk


02.jpg

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
1881-1938

1881:
Selanik'te doğdu.
1893:
Askeri Rüştiye'ye girdi ve Kemal adını aldı.
1895:
Selanik Askeri Rüştiyesi'ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi'ne girdi.
13 Mart 1899 :
İstanbul Harp Okulu Piyade sınıfına girdi.
1902:
Harp Akademisi'ne girdi ve burada gazete çıkardı.
11 Ocak 1905 :
Harp Akademisi'ni Yüzbaşı olarak bitirdi, Şam'a 5. Ordu'nun 30. Süvari Alayı'nda staj yapmak için atandı.
Ekim 1906 :
Şam'da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu. Şam'da topçu stajını yaptı ve Kolağası oldu
23 Temmuz 1908 :
Meşrutiyet'in ilan edilmesi için çalışmaları.
31 Mart 1909 :
31 Mart ihtilalinde Hareket Ordusu Kurmay Subayı olarak çalıştı.
13 Eylül 1911 :
Mustafa Kemal, İstanbul'a Genelkurmay'a naklen atandı.
1911 Kasım 27:
Mustafa Kemal, Binbaşılığa yükseldi.
9 Ocak 1912 :
Mustafa Kemal, Trablusgarp'ta Tobruk saldırısını yönetti.
27 Ekim1913:
Mustafa Kemal, Sofya Ateşemiliterliği'ne atandı.
1 Mart 1914 :
Mustafa Kemal, Yarbaylığa yükseltildi.
2 Şubat 1915 :
Mustafa Kemal, Tekirdağı'nda 19. Tümeni kurdu.
25 Şubat 1915 :
Mustafa Kemal'in Maydos'a gidişi.
25 Nisan 1915:
Mustafa Kemal, Arıburnu'nda İtilaf Devletleri'ne karşı koydu.
1 Haziran 1915 :
Mustafa Kemal'in Albaylığa yükselişi.
9 Ağustos 1915 :
Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığı'na atandı.
10 Ağustos 1915 :
Mustafa Kemal, Anafartalar'dan düşmanı geri attı.
1 Nisan 1916 :
Mustafa Kemal'in Tuğgeneralliğe yükselişi.
6 Ağustos 1916 :
Mustafa Kemal, Bitlis ve Muş'u düşman elinden kurtardı.
20 Eylül 1917 :
Mustafa Kemal, memleketin ve ordunun durumunu açıklayan raporunu yazdı.
Ekim 1917 :
Mustafa Kemal, İstanbul'a döndü.
26 Ekim 1918 :
Mustafa Kemal, Halep'in kuzeyinde bugünkü sınırlarımız üzerinde düşman saldırılarını durdurdu.
31 Ekim 1918 :
Mustafa Kemal'in Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'na atanması.
13 Kasım 1918:
Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'nın kaldırılması ve Mustafa Kemal'in İstanbul'a dönüşü.
30 Nisan 1919:
Mustafa Kemal'in Erzurum'da bulunan 9. Ordu Müfettişliği'ne atanması.
1919 Mayıs 16:
Mustafa Kemal, Bandırma vapuruyla İstanbul'dan ayrıldı.
19 Mayıs 1919 :
Mustafa Kemal, Samsun'a çıktı.
15 Haziran 1919:
Mustafa Kemal, 3. Ordu Müfettişi ünvanını aldı.
21 Haziran 1919 :
Mustafa Kemal, Ulusal Güçleri Sivas Kongresi'ne çağırdı.
8 / 9 Temmuz 1919 :
Mustafa Kemal, askerlikten çekildi.
23 Temmuz 1919 :
Mustafa Kemal'in başkanlığı altında Erzurum Kongresi'nin toplanması ve bir Temsil Kurulu seçerek dağılması.
4 Eylül 1919 :
Mustafa Kemal'in başkanlığı altında Sivas Kongresi'nin toplanması.
11 Eylül 1919 :
Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Heyet Temsiliyesi Başkanlığı'na saçildi.
22 Ekim 1919 :
Amasya Protokolü'nün imzalanması.
7 Kasım 1919 :
Mustafa Kemal, Erzurum'dan milletvekili seçildi.
27 Aralık 1919 :
Mustafa Kemal, Heyeti Temsiliye'yle birlikte Ankara'ya geldi.
20 Mart 1920 :
İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından ele geçirilmesi, Mustafa Kemal'in protestosu, Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama girişimi.
19 Mart 1920 :
Mustafa Kemal tarafından Ankara'da üstün yetkiyi taşıyan bir Millet Meclisi toplanması hakkında illere duyuruda bulunulması.
23 Nisan 1920 :
Mustafa Kemal, Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açtı.
24 Nisan1920 :
Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi Başkanı seçildi.
5 Mayıs 1920:
Mustafa Kemal'in başkanlığında ilk Hükümet'in toplantısı.
11 Mayıs 1920 :
Mustafa Kemal, İstanbul Hükümeti tarafından ölüm cezasına çarptırıldı.
24 Mayıs 1920:
Mustafa Kemal'in cezası Padişah tarafından onaylandı.
9 / 10 Ocak 1920 :
Birinci İnönü Savaşı.
20 Ocak 1921:
İlk Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun esas maddelerinin kabulü.
30 Mart / 1 Nisan 1921 :
İkinci İnönü Savaşı.
10 Mayıs 1921 :
Mustafa Kemal tarafından Büyük Millet Meclisi'nde Anadola ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu'nun kurulması ve Mustafa Kemal'in Grup Başkanlığı'na seçilmesi.
5 Ağustos 1921 :
Mustafa Kemal'e Başkumandanlık görevinin verilmesi.
22 Ağustus 1921 :
Mustafa Kemal'in yönetiminde Sakarya Meydan Savaşı'nın başlaması.
13 Eylül 1921 :
Sakarya Meydan Savaşı'nın kazanılması.
19 Eylül 1921 :
Mustafa Kemal'e Mareşallik rütbesinin verilmesi ve Mustafa Kemal'in Gazi ünvanını alması.
26 Ağustos 1922 :
Gazi Mustafa Kemal'in Kocatepe'den Büyük Taarruz'u yönetmesi.
30 Ağustos 1922 :
Gazi Mustafa Kemal'in Dumlupınar Başkumandanlık Meydan Savaşı'nı kazanması.
1 Eylül 1922:
Gazi Mustafa Kemal'in: "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, İleri !" emrini vermesi.
9 Eylül 1922 :
Türk Ordusu'nun İzmir'e girmesi.
10 Eylül 1922:
Gazi Mustafa Kemal'in İzmir'e gelişi.
11 Ekim 1922 :
Mudanya Mütarekesi'nin imzalanması.
1 Kasım 1922 :
Gazi Mustafa Kemal'in önerisi üzerine saltanatın kaldırılması.
29 Ocak 1923 :
Gazi Mustafa Kemal'in Latife Hanım'la evlenmesi.
24 Temmuz 1923 :
Lozan Antlaşması'nın imzalanması.
9 Ağustos 1923 :
Gazi Mustafa Kemal'in Halk Fırkası'nı kurması.
11 Ağustos 1923 :
Gazi Mustafa Kemal'in 2. Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçilmesi.
29 Ekim 1923 :
Cumhuriyet'in ilan edilmesi.
29 Ekim1923 :
Gazi Mustafa Kemal'in ilk Cumhurbaşkanı olması.
1 Mart1924:
Gazi Mustafa Kemal'in Büyük Millet Meclisi'nde Halifeliği kaldırması ve öğretimin birleştirilmesi hakkında açış nutkunu söylemesi.
3 Mart 1924 :
Hilafetin kaldırılması, öğrenimin birleştirilmesi, Şer'iyeve Evkaf Vekaletiyle (Bakanlığıyla), Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletinin kaldırılması hakkındaki yasaların Büyük Millet Meclisi'nce kabul edilmesi.
20 Nisan 1924:
Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun kabul edilmesi.
17 Şubat 1925 :
Aşarın kaldırılması.
24 Ağustos 1925 :
Gazi Mustafa Kemal'in ilk defa Kastamonu'da şapka giymesi.
25 Kasım 1925 :
Şapka Kanunu'nun Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmesi.
30 Kasım 1925 :
Tekkelerin kapatılması hakkındaki kanunun kabulü.
26 Aralık 1925 :
Uluslararası takvim ve saatin kabulü.
17 Şubat 1926 :
Türk Medeni Kanunu'nun kabulü.
1 Temmuz 1927:
Gazi Mustafa Kemal'in Cumhurbaşkanı sıfatı ile ilk kez İstanbul'a gitmesi.
15 / 20 Ekim 1927 :
Gazi Mustafa Kemal'in Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kurultayı'nda tarihi Büyük Nutku'nu söylemesi.
1 Kasım1927 :
Gazi Mustafa Kemal'in 2. Kez Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi.
9 Ağustos 1928 :
Gazi Mustafa Kemal'in Sarayburnu'nda Türk harfleri hakkındaki nutkunu söylemesi.
3 Kasım 1928 :
Türk Harfleri Kanunu'nun Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmesi.
15 Nisan 1931 :
Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Tarih Kurumu'nun kurulması.
4 Mayıs 1931 :
Gazi Mustafa Kemal'in 3.kez Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi.
12 Temmuz 1932 :
Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Dil Kurumu'nun kurulması.
29 Ekim 1933 :
Gazi Mustafa Kemal'in Cumhuriyet'in 10. Yıldönümünde tarihi nutkunu söylemesi.
24 Kasım 1934 :
Gazi Mustafa Kemal'e Büyük Millet Meclisi tarafından ATATÜRK soyadının verilmesi kanununun kabul edilmesi.
1 Mart 1935:
Atatürk'ün 4. kez Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi.
1 Mayıs 1937:
Atatürk'ün çiftliklerini Hazine'ye ve taşınamaz mallarını da Ankara Belediyesi'ne bağışlaması.
31 Mart 1938 :
Atatürk'ün hastalığı hakkında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nin ilk resmi duyurusu.
15 Eylül 1938 :
Atatürk'ün vasiyetnamesini yazması.
16 Ekim 1938 :
Atatürk'ün hastalık durumu hakkında günlük resmi duyuruların yayınına başlanması.
10 Kasım 1938:
Atatürk'ün ölümü. (Perşembe, saat: 09.05)
21 Kasım 1938 :
Atatürk'ün cenazesinin Etnoğrafya Müzesi'ndeki Geçici Kabre konulması.
10 Kasım 1953 :
Atatürk'ün cenazesinin Anıt-Kabir'e nakledilmesi.

ATATÜRKÇÜLÜK İLKELERİ

Atatürkçülük, Türkiyenin gerçeklerinden doğmuş bir düşünce sistemidir. Türk milletinin iredesiyle oluşmuş, tarihi bir gelişmenin ürünüdür. Atatürkçülük, her şeyden önce millete haklarını tanıma ve tanıtmadır; millet egemenliğinin ifadesidir. Atatürkçülük bir kurtuluştur, milletçe bağımsızlığa kavuşmadır.

Atatürkçülük, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmadır, batılılaşmadır;bir diğer anlamda da modernleşmedir; hür düşünceyi temsil eder, hürriyet ve demokrasi anlayışıdır.

Atatürkçülük, modern bir toplum hayatı yaşama demektir; laik bir düzen kurma, müsbet bilim zihniyetiyle devleti yönetmedir. Bu iki anlamıyla Atatürkçülük, Türk toplumuna uygun sosyal ve siyasal kurumları kurma ve modern toplum olma demektir.

Atatürkçülük ilkelerini Temel İlkeler ve Bütünleyici İlkeler olmak üzere iki grupta değerlendirmekteyiz.Temel İlkeler: Cumhuriyetçikik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılapçılıktır. Bütünleyici İlkeler ise: Milli Egemenlik, Milli Bağımsızlık, Milli Birlik ve Bereberlik, Yurtta Sulh, Cihanda Sulh, Çağdaşlaşma, Bilimsellik ve Akılcılık, insan ve insanlık sevgisidir.



ATATÜRK'ÜN KENDİ İFADESİYLE İLKELERİNİN TANIMI
I.TEMEL İLKELER
1-Cumhuriyetçilik:
Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.(1924)
Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. (1933)
Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir... (1925)
Bugünkü hükümetimiz, devlet teşkilatımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki, onun adı cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir. (1925)

2-Milliyetçilik:
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk Milleti denir. (1930)
Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trakyalı, hep bir soyun evlatları ve aynı cevherin damarlarıdır. (1923)
Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (1923)

3-Halıkçılık:
İç siyasetimizde ilkemiz olan halkçılık, yani milletin bizzat kendi geleceğine sahip olması esası Anayasamızla tespit edilmiştir. (1921)
Halkçılık, toplum düzenini çalışmaya, hukuka dayandırmak isteyen bir toplum sistemidir. (1921)
Türkiye Cumhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan oluşmuş değil, fakat kişisel ve sosyal hayat için işbölümü itibarıyle çeşitli mesleklere ayrılmış bir toplum olarak görmek esas prensiplerimizdendir. (1923)

4-Devletçilik:
Devletçiliğin bizce anlamı şudur: kişilerin özel teşebbüslerini ve şahsi faaliyetlerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin ve geniş bir memleketin ihtiyaçlarını ve çok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleket ekonomisini devletin eline almak. (1936)
Prensip olarak, devlet ferdin yerine geçmemelidir. Fakat ferdin gelişmesi için genel şartları göz önünde bulundurmalıdır. (1930)
Kesin zaruret olmadıkça, piyasalara karışılmaz; bununla beraber, hiçbir piyasa da başıboş değildir. (1937)

5-Laiklik:
Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti de demektir. (1930)
Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. (1930)
Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. (1926)

6-İnkılapçılık:
Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün anlam ve görüşleriyle medeni bir toplum haline ulaştırmaktır. (1925)
Biz büyük bir inkılap yeptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. (1925)

ATATÜRK İNKILAPLARI (DEVRİMLERİ)
I-Siyasi alanda yapılan inkılaplar:
1- Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
2- Cumhuriyet’in ilanı (29 Ekim 1923)
3- Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
II-Toplumsal yaşayışın düzenlenmesi:
1- Şapka İktisası (giyilmesi) Hakkında Kanun (25 Kasım 1925)
2- Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine (kapatılmasına) ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun (30 Kasım 1925)
3- Beynelmilel Saat ve Takvim Hakkındaki Kanunların Kabulü (26 Aralık 1925). Kabul edilen bu kanunlarla Hicri ve Rumi Takvim uygulaması kaldırılarak yerine Miladi Takvim, alaturka saat yerine de milletlerarası saat sistemi uygulaması benimsenmiştir.
4- Ölçüler Kanunu (1 Nisan 1931). Bu kanunla ölçü birimi olarak medeni milletlerin kullandıkları metre, kilogram ve litre kabul edilmiştir.
5- Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun (26 Kasım 1934)
6- Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun (3 Aralık 1934). Bu kanunla din adamlarının, hangi dine mensup olurlarsa olsunlar, mabet ve ayinler dışında ruhani kisve (giysi) taşımaları yasaklanmıştır.
7- Soyadı Kanunu (21 Haziren 1934)
8- Kemal Öz Adlı Cumhurreisimize Atatürk Soyadı Verilmesi Hakkında Kanun (24 Kasım 1934)
9- Kadınların medeni ve siyasi haklara kavuşması:
a- Medeni Kanun’la sağlanan haklar
b- Belediye seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan kanunun kabulü (3 Nisan 1930)
c- Anayasa’da yapılan değişiklerle kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınması (5 Aralık 1934)
III- Hukuk alanında yapılan inkılaplar:
1- Şeriye Mahkemelerinin kaldırılması ve Yeni Mahkemeler Teşkilatının Kurulması Kanunu (8 Nisan 1934)
2- Türk Medeni Kanunu (17 Şubat 1926)
Dini hukuk sisteminden ayrılarak laik çağdaş hukuk sisteminin uygulanmasına başlanmıştır
IV-Eğitim ve Kültür alanında yapılan inkılaplar:
1- Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924). Bu kanunla Türkiye dahilindeki bütün bilim ve öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır.
2- Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun (1 Kasım 1928)
3- Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin Kuruluşu (12 Nisan 1931). Cemiyet daha sonra Türk Tarih Kurumu adını almıştır (3 Ekim 1935). Kültür alanında yeni bir tarih görüşnü ifade eden kurumun kuruluşuyla ümmet tarihi anlayışından millet tarihi anlayışına geçilmiştir.
4- Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin kuruluşu (12 Temmuz 1932). Cemiyet daha sonra Türk Dil Kurumu adını almıştır (24 Ağustos 1936). Kurumun amacı, Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu dünya dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmektir.
5- İstanbul Darülfünunu’nun kapatılmasına Milli Eğitim Bakanlığı’nca yeni bir üniversite kurulmasına dair kanun (31 Mayıs 1933). İstanbul Üniversitesi 18 Kasım 1933 günü öğretime açılmıştır

104-01.jpg

ATATÜRK'TEN ÖZDEYİŞLER

Atatürk diyor ki,
Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan azami derecede istifade etmek zorunludur.


Hiç bir zafer gâye değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük olan gâyeyi elde etmek için gerekir en belli başlı vasıtadır. Gâye, fikirdir.

Zafer, bir fikrin istihsâline (elde edilmesine) hizmeti nispetinde kıymet (değer) ifade eder. Bir fikrin istihsâline dayanmayan bir zafer pâyidar olamaz (yaşayamaz). O, boş bir gayrettir.

Her büyük meydan muhare-besinden, her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir âlem (dünya) doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına bir zafer, boşa gitmiş bir gayret olur.


Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir fendir.


Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.


İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!


Ne mutlu "Türküm" diyene.


Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.


Bu millete çok şey öğretebildim ama onlara uşak olmayı bir türlü öğretemedim.


Yurtta sulh, cihanda sulh.

Memleketin efendisi hakiki müstahsil olan köylüdür.


Doğruyu söylemekten korkmayınız.


Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.


Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.


Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.


Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam edeceğiz.


Zafer, "Zafer benimdir" diyebilenindir. Başarı ise, "Başaracağım" diye başlayarak sonunda "Başardım" diyebilenindir.


Egemenlik verilmez, alınır.


Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.


Öğretmenler: Yeni nesiller sizlerin eseri olacaktır.


Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.


Biz Türkler tarih boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.


Milletimiz davranışlarında ve gayretlerinde sarsılmaz bir bütünlük gösterdiği için başarılı olmuştur.


Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.


Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.


Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.


Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.


Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.


Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.


Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.


Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.


Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.


Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.


Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.


Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.


Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.


Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.


Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz.


Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.


Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.

Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.


Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.


Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.


Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.


Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.


Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.


Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.


Mualimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.


Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir.


Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.


Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.


Türkiye'nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.


Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.


abdurrahmangaziio@mynet.com

Bize ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın